Luksor : Eski Misir

Luksor Mısır’da dolu dolu yaşayacağınız iki kentden biridir. Şehir aslında eski Luksor şehri (Waset), şimdiki Luksor ve Karnak kasabasından oluşuyor (siz bu üç alanı bir büyük şehir olarak görüyorsunuz). Eski Waset şehri M.Ö. 665’de Mesopotamyalılar tarafından yıkılmış olduğu için geriye esas olarak iki adet büyük tapınak kalmış, Karnak ve Luksor tapınakları.

Luksor’un tarihi Eski Krallık zamanlarına dayanıyor (yaklaşık 4500 yıllık bir tarihi var), dolayısıyla da Luksor dünyanın en büyük açık hava müzesi diye adlandırılıyor. Orta Krallık zamanında Mentohotep zamanında Sudan’ı da içine alıp Fırat nehri kıyılarına kadar genişleyen büyük Mısır’ın önemli bir şehri halini almış. Orta krallık dönemini sona erdiren doğuluların istilası sırasında baş eğmeyen tek şehir Waset (Luksor) olmuş. Doğuluların istilasına son veren Waset prensi Ahmos olduğu için Waset’i de başkenti yapmış yeni krallığın. Yeni Krallık döneminde Tanrı Amon’un şehri Waset en güçlü zamanlarını yaşamış. Karnak, Hatshepsut ve Luksor tapınakları, Krallar Vadisi’ndeki mezarlar hep bu döneme ait. M.Ö. 1070’deki istilanın ardından zayıflayan şehir son olarak M.Ö. 665’de yıkılıyor ve M.S. 639’da Araplar gelene kadar harabe halinde kalıyor. Ancak Araplar bu harabelerin güzelliği ile karşılaşınca şehre Al-Uksor (mücevher) adını takıyorlar. Günümüzde 150.000 nüfusu olan bu şehrin ana gelir kaynağı turizm ve şehre serbestlik veren özel kanunlarla yönetiliyor.

Nil turunuza büyük ihtimalle Luksor’dan başlayabilirsiniz. Tur gemileri yolcularını ya Asuan’dan alıp Luksor’a ya da Luksor’dan alıp Asuan’a götürüyorlar. Ayrıca Hurghada’ya yapılan turlar da önce Luksor’a uçup orada bir tur yaptıktan sonra Hurghada’ya otobüsle götürebiliyorlar (dört-beş saatlik bir yol). Eğer uçakla geliyorsanız Luksor havaalanı sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Tek katlı prefabrik bir bina, ancak çok uzun kalmadığınızdan fazla bir sorun yok. Havaalanı Nil’den biraz uzakta olduğu için Nil-hayat – geri kalanlar-çöl olgusunu hemen görüyorsunuz.
Sizi Nil’de gezdirecek tekneler aslında ufak gezer oteller. Odaları gayet hoş ve konforlu. Büyük bir nehri ilk görüşünüzse Nil size akmıyor gibi gözükebilir ve eğer yönünüzü bulamayacak olursanız unutmayın, gezi tekneleri Nil’in doğu kıyısına yanaşıyorlar. Yanaştıkları bölge aslında ana turist mekanı olduğu için güzel bir cadde ve çevresinde de bol bol lüks oteller, lokantalar ve eğlence yerleri var. Biz sokaklarda fazla yürüyemedik, ancak gördüğümüz kadarı ile İtalyan restoranları ve İrlanda pubları bulmak zor değil.
Nil’in doğu kıyısında, yani yaşayanların şehrinde, iki büyük tapınak yer alıyor: Karnak ve Luksor. Nüfusu 150.000 de olsa alan olrak çok geniş bir yer değil Luksor. Yapıldıkları zaman Karnak ile Luksor arasında 3 km uzunluğunda bir sfenksli yol varmış. Şimdi her iki tapınakta da bu yolun sadece başlangıcı görülüyor. İki tapınak arasında otobüsle giderken de arada sfenksler (piramitlerin oradaki sfenksle karşılaştırmayın, bunlar yaklaşık iki-iki buçuk metre yükseklikde sfenksler) görülebiliyor mahalle aralarında.
Karnak kasabası Luksor şehrinin kuzey doğusunda yer alıyor. Şehirden yürüyerek gitmek mümkün, ama özellikle yazın böyle bir eziyete gerek yok, taksi ile de 5-10 pound arası bir ücrete gemilerden Karnak’a gidilebilir. Karnak tapınağı (İpet-isut – en seçilmiş yer) Waset şehrinin tanrısı Amon’a (aslında Amon – Mut – Khonsu üçlüsüne) adanmıştı. 1,5 km’ye 0,8 km’lik alanı ile Karnak tapınağı dünyanın en büyük dinsel kompleksidir.
Şehrin ortasındaki Luksor tapınağı ise Karnak’dan çok daha küçüktür. Amenhotep III ve Ramses II tarafından yapılmış olan bu tapınak Waset’in en önemli festivali olan Opet festivalinin merkezinde yer alırdı. Mısır’ın Hristiyanlık zamanlarında kilise olarak kullanılan tapınak daha sonra kalıntılar halinde evlerin altında kaldı. Tapınağın yeniden keşfinden önce bir de üzerine cami yapılınca bugün hem eski tapınağın parçaları, hem bir kilise hem de bir cami barındırması açısından çok ilginç bir yapı halini aldı.
Nil’in batı kıyısına, yani ölüler şehrine, yeni yapılmış güzel bir köprüden geçerek gidiyoruz. Nil vadisi bu bölgede çok geniş olduğu için turla gitmeniz tavsiye olunur, çünkü bölgedeki hiçbir yer kolay yürüyüş mesafesi değil. Batıya doğru giderken karşınızda dört tane önemli eser çıkıyor. Biri yol üzerindeki Memnon Anıtları, sonra sol tarafta Kraliçeler Vadisi, ortada Hatshepsut Tapınağı ve sağ tarafta, dağların arkasında kalan Krallar Vadisi.
Memnon anıtları aslında Amenhotep III’ün cenaze tapınağının girişindeler. Ancak tapınakdan geriye fazla birşey kalmadığı için anıtlar daha önem kazanmışlar. Memnon’la Amenhotep’in ne alakası var derseniz, Yunan mitolojisindeki Agamemnon’un Habeş olduğu ve her sabah annesine şarkılar söylediği söylenir. Bir depremde zarar gören bu heykeller arasından geçen rüzgar melodik sesler çıkarttığı için buraya gelen Yunanlılar bunlara Memnon anıtları demişlerdir. M.S. 3. yüzyılda Romalı Septimus Severus bu anıtların çıkarttıkları sesin devamını sağlamak için bu anıtları onartınca ses çıkartan delikler de kapandığından anıtlar da sessizliğe gömülmüştür.
Batı yakasındaki cenaze tapınaklarının en ünlüsü kraliçe Hatshepsut’a ait olan Hatshepsut Tapınağı’dır. Restorasyon çalışmaları halen sürmekte olan tapınağa ek bir ünü de 1997’de İslami teröristlerin Japon ve İsviçre’li tursitlere düzenlemiş olduğu saldırı vermiştir. Ancak o saldırı son olmuş ve alınan geniş güvenlik önlemleri sonucu başka üzücü bir olay olmamıştır.
Hatshepsut Tapınağı’nın arkasındaki tepenin içinde yer alan Krallar Vadisi Piramitler’le birlikte belki de Mısır’ın en ilgi çekici mekanıdır. Yeni Krallık zamanında açıkta yaptıkları piramitlerden tüm hazinelerin çalındığını gören firavunlar mezarlarını saklamak için bu vadiyi seçmişlerdir. Bu mezarlardan sadece ufak bir tanesinden çıkanlar (Tutankhamon) Kahire’deki Mısır Arkeoloji Müzesi’nin bir katını doldurmaktadır. Mezarların tümünün içi ya hırsızlar ya da arkeologlar tarafından boşaltıldığından sadece mezarlar görülebiliyor, ancak içeride flaşla fotoğraf çekmek yasak. Alınan biletle üç mezar gezmek mümkün, ancak en meşhuru olduğundan Tutankhamon’un mezarı ayrıca ücrete tabi.
Hatshepsut Tapınağı’nın sol tarafında bulunan vadide ise firavunların eşlerinin ve küçük çocuklarının mezarları var. Bunlardan en ilginci olan Nefertiti’nin mezarına giriş ücretli, bunun dışında ise Ramses II’nin eşlerinin bulunduğu mezarda bir fetüs mumyası var. Aldığınız biletle dilediğiniz iki mezarı gezebiliyorsunuz, ama fazla bir seçme şansınız yok. Tüm bu anıtlar Luksor’un batı kıyısına en az bir yarım gün, hatta bir tam gün ayırmanızı gerektiriyor. Oraların tamamını iki saatde gezeriz diyenlere inanmayın. Mısır’a kültür gezisi yapmak için gidiyorsanız tadına doyamayacağınız şehir Luksor’dur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.