Eski Misir: Tutankamon’un Laneti

Tutankamon’un Laneti

Mezarında inanılmaz bir zenginlik bulunduğu halde Tutankhamon (MÖ: 1361-1352), hâlâ hakkında en az bilgi bulunan firavundur. Tahta çıkma hakkını, ünlü Kral Akhenaton (MÖ.1379-1362) ile Kraliçe Nefertiti’nin kızı Prenses Ankhesenpaaten’le evlenerek elde etmişti. Tutankhamon’un ebeveyninin kimler oldugu konusunda, bazı uzmanlar bu firavunun ,”Akhennaton’un Nefertiti dışında bir kadından olan oğlu” tezini ileri sürüyorlar. Bazı uzmanlara göre de Tutankhamon,Akhenaton’un babasi III: Amenofis’in (MÖ.1417-1379) birinci karısı Tiy’den dogmuştu. Kesin olan, Tutankhamon’un III.Amenofis ve Akhenaton’la akraba ve soylu olduğudur. Dokuz yaşında tahta çıkan ve adı 12 yaşına kadar “Tutankhaten” (Güneş Tanrısı Amon’un yaşayan temsilcisi) olan Tutankhamon, krallar arası savaşların en yoğun olduğu dönemde doğmustu. Kralların fethettikleri toprakların genişlediği ve komşu ülkelerden de altının ülkeye aktığı bu dönemde Mısır,dünyanın en zengin ülkesiydi. Firavun, vaktini daha çok yönetimin bulunduğu Memphis’te geçiriyordu ama Mısır’ın başkenti Teb Şehri’ydi. Tutankhamon’un tahta çıktığı sırada Mısır’ın bütün tapınakları bakımsızlıktan kırılıyordu.

Yönetimdeki karışıkların önü alınamıyor, Suriye’ye düşmanla çarpışmaya giden ordu sürekli yeniliyordu. Tutankhamon ,”babası” Amon’un Ptah’in ve diğer tanrıların altın heykellerini yaptırdı. Çözülmüş olan rahiplik kurumlarını düzenledi, tapınakların hazinelerine büyük bağışlar yaptı. Akhenaton, Güneş Tanrısı Aton’a bağlı tek tanrılı bir düzen kurdu ve Mısır’lıları diğer tanrıları bırakmaları için zorladı. Başkenti Teb’den, Akhetaton (şimdiki el-Amarna)’ya taşıdı. Firavun, Akhenaton’un tersine “Eski Rejim”i canlandırdı ve III. Amenofis zamanında bitirilmemiş olan anıtların tamamlanması işine girişti. Bu işlerin arasında Luxor tapınağı da vardır. Bugün, Tutankhamon’un tahtta kaldığı dokuz yıl boyunca askerî bir harekata katılmadığı düşünülüyor. Sadece keşif için General Horemhem komutasında Filistin’e ve Lübnan’a asker gönderdiği sanılıyor.

ein Bild

Tutankhamon, 19 yaşındayken aniden öldüğü için geride vasiyet bırakmamıştır. Kafatasında, sol kulağın arkasında tahribat bulunduğu için, ölümünün bir kaza sonrasında oldugu sanılıyor. Ancak, şu anki Mısır bilimcilerin ürettiği senaryolara göre Tutankhamon’un generali Horemheb, iktidarı ele geçirmek için Tutankhamon’un kafasının arkasına sert bir cisim ile vurmuş ve ölümüne neden olmuştu.

Mezarının yanında bulunan iki küçük tabuttaki ölü doğmuş bebeklerin , Tutankhamon’la çok sevdiği eşi Ankesenamun’un çocukları olduğu sanılıyor. Bunun yanısıra hayvan mumyaları da bulunmustur. Tutankhamon’un mezarında bulunan lambada ise, günışığı ile görülmeyen; ancak zifîrî karanlıkta ikisinin burun buruna figürleri bulunmaktadır. Tutankhamon’un ölümünden sonra, tahta çıkan General Horemheb,Tutankhamon’un tapınaklarını kendisine aldığı gibi, onun adını da unutturmak istemiş; ama bilinmeyen bir nedenle Tutankhamon’un lahdine dokunmamıştı.

Kanaatimce, kendisinin işlediği cinayeti -dikkat çekmemek üzere- örtbas yöntemlerinden biriydi. İşte bu lahit, 1922 yılında Lord Carnarvaon ve Howard Carter adlı iki Ingiliz ejiptolog tarafindan bulundu. Tam 3000 yıl sonra Horemheb’e ilginç bir oyun oynamış, sonunda Tutankhamon yine üne kavuşmuştu.

Altta okuyacağınız bölüm ise, “Tutankhamon’un bir lanet perdesi ile mezarını koruduğu” sorusunu sizlere soracaktir:

ein Bild

TUTANKHAMON’UN LANETİ

Eski Mısır Uygarlığı, büyük, ilgi çeken gizemini sürdürüyor. Kazılar, arkeoloji araştırmaları sürdükçe ortaya yeni bilgiler çıkıyor. Bulunan her yeni kalıntı, bilinenleri değil, bilinmeyenleri çoğaltıyor sanki. Mısır’da yaşanan en ilginç olaylardan biri de Firavun Tutankhamon’un mezarının açılmasıyla ilgiliydi. Herşey, Carnavon Lordu’nun ölümüyle başladı.

ein Bild

İNGİLTERE ‘DE BİR CENAZE TÖRENİ

1923 yılının 30 Nisan günü İngiltere’nin Hampshire bölgesinde, Beacon Tepesi’nde, sade bir cenaze töreni düzenlendi.Törene katılanlar heyecanlıydılar. Çünkü toprağa vermek üzere oldukları Carnarvon Lordu George Edward Stanhope, gizemli bir biçimde öldürülmüştü. 3000 yıllık lanet… Herkes, Lord’un Eski Mısır’ın 18. Sülale firavunlarından Tutankhamon’un lanetine uğradığına inanıyordu. Lord, bu firavunun mezarının açılması için para harcamış ve bizzat kazılara katılmıştı.  Carnavon Lordu’nun ölümünü başka ölümler izledi. Tutankhamon’un mezarına girip çıkan ya da bu işe karışan birçok insan, anlaşılmaz bir biçimde yaşamını yitiriyordu. Firavun Tutankhamon öleli, 3000 yıldan uzun süre geçmişti.Yani, 3000 yıl sonrasına uzanan bir lanetten söz ediliyordu…

ein Bild

LORD, MISIR’A GİDİYOR

Bu esrarengiz “mezar açma” olayını aydınlatabilmek için ise, Carnarvon Lordu’nun Mısır’a gidişinden başlamak gerekiyor. Parası bol, yapacak işi pek olmayan İngiliz soylusu Carnarvon Lordu, dünyayı dolasıyor, keyfine göre yaşıyorken,1901 yılında Almanya’da Bad Schwalbach kaplıcalarında bulunduğu sırada bir araba kazası geçirdi. Göğsü, çok kötü zedelendi. İngiltere’ye döndü.

Soluk almakta güçlük çekiyordu. Bir süre tedavi gördükten sonra iyileşti. Ama özel doktoru ona tedbirli davranmasını tavsiye etti. Özellikle kış mevsimlerini soğuk İngiltere yerine, ılıman ve kuru bir iklimin egemen olduğu ülkelerde geçirmeliydi. O günlerde Misır, Avrupalılar için çok gözde bir ziyaret yeriydi. Lüks oteller ve tarihsel kalıntılar, çok sayıda turisti buraya çekiyordu. Özellikle Krallar Vadisi denilen yerde yapılan kazılara Lord büyük ilgi duydu.

ein Bild

ARKEOLOG CARTER

Carnarvon Lordu, Mısır’da kısa sürede eski sağlığına kavuştu. Ama Mısır’dan bir türlü kopamadı. Sanki bir şey, onu dürtüyordu. Eski Mısır uygarlığını incelemeye başladı. Yapılan kazıları izlemeye koyuldu ve birgün bizzat kendisi bu kazılara katıldı. 1907 yılında yine Mısır’dayken yurttaşlarından arkeolog Harold Carter’la tanıştı ve onu kendisine danışman yaptı. Carter, 33 yaşındaydı ve 17 yaşından beri Mısır’daydı. Birçok kazıda bulunmuş, ünlü akeologlara yardımcılık yapmıştı. Tarihî Kalıntılar Servisi’nde çalışmış ve Krallar Vadisi’ndeki kazıları denetlemisti; ama Mısır yetkilileriyle arasında anlaşmazlık çıkınca, görevinden istifa etmişti.

Carnarvon Lordu kendisine rastladığı sırada, manzara ressamlığı yaparak hayatını kazanmaktaydı.O da nedense bir türlü Mısır’dan ayrılamıyordu. Carnarvon Lordu, ona yılda 400 Ingiliz Sterlini ücret ödemeye başladı. Mısır’da mezar demek, hazine demekti. Çünkü eski Mısırlılar, ölülerini öbür dünyaya en değerli hazineleriyle birlikte gömerek uğurlardı. Lord, bulunacak bir hazine ile Carter’e ödediği parayı kat kat çıkaracağına inaniyordu.

Arkeolog Carter, Carnarvon Lordu’nun parasıyla 15 yıl boyunca kazılar yaptı. Birinci Dünya Savasşı sırasında bile araştırmalarını sürdürdü. Bazen çok ilgi çekici bir mezar bulduğu oluyordu; ama yapılan masrafı karşılayacak bir tarihsel yapıt ya da hazine ortaya çıkmıyordu. 1922’de Lord, Ingiltere’deyken Carter’a bir mektup yazarak, aralarındaki anlaşmayı iptal etmek istediğini bildirdi. Oysa Carter, o sıralarda önemli bir mezarın izi üstündeydi. İngiltere’ye gidip Lord’u kazıların sürdürülmesine ikna etmeyi başardı. Ekim ayında Mısır’a döndü. Kazıların yapıldıgı Luksor bölgesine yerleşti. Kendisine şans getirmesi için bir kanarya satın aldı…

ein Bild

CARTER, MEZARIN İZİNDE

1 Kasım 1922’de o güne kadar hiç kazılmamis bir hektarlık bir üçgende çalışmalara baslayan Carter, 4 Kasım’da çökmüs bir merdiven girişi buldu. Bir gün sonra ise, bu girişin oldugunu kesin biçimde anlamıştı. İngiltere’ye telgraf çekmesi üstüne Lord, kızı Lady Evelyn ile birlikte Mısır’a gelerek bizzat kazılara katilmaya basladı. 26 Kasim’da, yaptıkları kazının bütün molozlarını temizlemişlerdi. Ardından sanki içeriden kilitlenmişçesine kapalı duran bir kapıyı açmayı başardılar. İçeri ilk giren Carter oldu. Gördükleri karşısında adeta dili tutuldu. Bu çok odali mezarın giriş odası bile hazinelerle doluydu.

LORD, OLAYI THE TIMES’A SATIYOR

Lord, o ana kadar harcamış olduğu paraları çıkarmak istiyordu. Mezardan ne kadar değerli seyler çıkarsa çıksın, onlara sahip olması olanaksızdı. Çünkü Mısır hükümeti, kazıyı denetliyordu. Lord, mezarla ilgili bilgileri The Times gazetesine para karşılığı sattı. Böylece İngiliz okurlar, kazı sırasında olan biten herşeyi günü gününe izlemeye başladılar.

ein Bild

TUTANKHAMON’LA BULUSMA

Lord Carter, Lord’un kızı Lady Evelyn ve Carter’in yardımcısı,Arthur Callender ile birlikte bir gece mezarın ana bölümüne girmeyi başardılar. Tümü, gördüklerinin gerçek olup olmadığından kuşkuya düştüler. Herşey altındandı. Firavun’un mumyasının koskocaman bir altın sandukanın içinde olduğu anlaşılıyordu. Duvarlarda altın çerçeveli resimler vardı. Bunlar da firavunun ailesine aitti.Tanrı Osiris’i sembolize eden parlak, cilalı altın bir mask da duvarda asılıydi. Carter ve Lord, ne bulduklarını biliyordu. Bu mezar, 18. Sülale krallarından Tutankhamon’undu.Tutankhamon, M.Ö 1346-1339 arasında bir tarihte ölmüş,o tarihten bu yana mezar hiç açılmamıştı.Varlığı bile bilinmiyordu.. Carnarvon Lordu, bulduklarını bütün dünyaya ilan etti. Kazı sırasında çıkan bütün molozlar temizledikten sonra resmî açılış yapıldı. Gazeteciler, fotoğraflar çektiler. Olay, bütün dünyaya duyruldu.

“ÖLÜM GELECEK…”

Kazılar devam ederken ilgi çekici birşey olmustu. Bütün vaktini kazı terinde geçiren Carter, kaldığı eve pek uğramıyordu.Oraya nasıl geldiği bilinmeyen bir kobra yılanı evine girmiş ve Carter’in kafeste yaşayan uğurlu kanaryasını yiyivermişti. Kazılarda çalışan Mısır’lı işçiler, inançlı kişilerdi. Bu olayı duyunca çok heyecanlandılar. Bunu bir uğursuzluk belirtisi olarak kabul ettiler. Çünkü kobra yılanı, Mısır hükümdarlığının simgesiydi ve Tanrıça Vadeet tarafindan korunduğuna inanılan bir hayvandı. İşçiler, aralarında olayı şöyle yorumladılar: “Yakında ölüm gelecek…”

TURISTLER, MISIR’A AKIN EDIYOR

Tutankhamon’un mezarı, dünyada büyük ilgi gördü. Mısır’daki meraklılar yetmiyormuş gibi binlerce Avrupalı turist, Mısır’a akın etmeye başladı. Mezarın girişine hergün binlerce insan geliyordu. Arkeologlar, bilim adamları, kâşifler, mezarı ve hazineleri görmek için birbirlerini eziyordu. Bâzı serserilerin olay çıkardığı da oluyordu… Firavun Tutankhamon’un 3000 yılını aşkın bir zamandan beri süren “ebedî istirahati”ne son verilmişti.

LORD İLE CARTER’İN ARASI AÇILIYOR

Carnarvon Lordu ve Carter’in mezarı buldukları anda duydukları sevinç, bütünüyle yok olmustu. İkisi de çok sinirliydiler. Mısır hükümeti’yle olan ilişkileri bozulmuştu. Carter, mezarda bulunan eşyaları kaydetmek için günlerce çok kötü koşullar altında çalıştı. Bir akşam, Carnarvon Lordu ile bir araya geldi ve aralarında çok siddetli bir kavga çıktı. Lord, İngiltere’ye gitti.

1923 Şubat’ında Lord’un sağlık durumu bozuldu.Anlaşılmaz bir biçimde dişleri döküldü. Ateşi, bir yükseliyor bir düsüyordu. Mart ayı başında Mısır’a döndü ve bir süre için durumu düzeldi. Ama daha sonra yeniden kötüleşmeye basladı. Ailesi, Mısır’a geldi hemen. 26 Mart günü, Carnarvon Lordu’nda kan zehirlenmesi olduğu resmen açıklandı. 4 Nisan günü Kahire’de, Continental Svoy Oteli’nde komadaydı. Ertesi sabah saat 2’de, tüm hastalığı boyunca yanından ayrılmayan İngiliz hasta bakıcı , Carnarvon Lordu’nun öldüğünü bildirdi.

Tam o anda oteldeki ışıklar titredi ve söndü. Otelin penceresinden dışarı bakanlar, bütün Kahire’de elektriklerin kesildiğini gördüler. Kentte elektrik kesintileri çok sık olmakla birlikte, Lord’un öldüğü andaki arıza için hiçbir açıklamada bulunulmadı. Aynı saatlerde Lord’un İngiltere’deki şatosunda bulunan İskoçyali kahya da dehşet içinde irkildi. Lord’un köpeği, titriyor ve uluyordu. Biraz sonra o da öldü.

ein Bild

“MEZARA DOKUNANA ÖLÜM…”

Lord’un ölümü, bütün dünyada şok etkisi uyandırdı. Gazeteler, Firavun Tutankhamon’un mezarında bulunmuş yazılardan söz ediyorlardı. Eski Mısır yazısıyla yazılmıs olan bu yazılardan biri, şöyle diyordu:

“Mezara dokunanlara ölüm gelecektir.”

Bazıları da mezarda başka uyarılarin bulunduğunu ileri sürdüler. Bunlardan biri, şöyleydi:

“Ölüm, firavunların huzurunu bozanı, kanatlarıyla katledecektir.”

Arkeolog Carter ise, Tutankhamon’un mezarında bu türden bir lanetin bulunmadığını söyledi. Onu rahatsız eden bir tek şey vardı. Mezarın altın sandukasının önünde bir lamba bulmustu. Bu lambanın üstünde şöyle yazıyordu:

“Gizli odaya girilmesini önleyecegim. Benim görevim, ölüyü korumak.”

GIZEMLI ÖLÜMLER

Firavun Tutankhamon’un mezarını ziyaret eden arkeolog ve turistlerden bazıları da kisa bir süre sonra hastalanarak öldüler. Mezarın iç odalarından birinin açılışında bulunan kişilerden biri olan James Henry Breasted, ateşli bir hastalığa yakalandıysa da mezarda çalışmayi sürdürdü. 70 yaşınıa kadar, yani 12 yıl daha yaşadı. Amerikali Milyarder George Jay Gould, mezarı ziyaret ettigi gün ateşlenerek aniden öldü. Arkeolog Carter’in yardımcılarından biri olan A. C. Mace, ateş nöbetlerine tutulunca işi bıraktı ve 1928’de öldü. Bir başka yardımcısı Richard Bethell, 45 yaşında kan dolaşımı yetersizliğinden (!) öldü.

Bütün bu ölümler, mâkul ve doğal nedenlerle açıklanabilir mi?Havalanan tozda bakteriler olduğu ileri sürüldüyse de, bilim adamı Alfred Lucas, bazı bakteri örneklerini inceledi. Bunlardan bir tanesi dışında asağı yukarı tümünün zararsız olduğunu açıkladı. Bir süre, mezar duvarlarını kaplayan mantarın bir alerjiye neden oldugu sanıldı. Ama bu konuda da bir kanıt getirilemedi. Eski Mısır’lıların çok etkili zehirler ürettikleri biliniyordu. Açılan tüm mezarlarda böyle zehirler arandı.Ama bulunmadı…

ÖLÜMLERİN ARKASI KESİLMİYOR

Firavun Tutankhamon’un mezarına ilgi gösterildikçe, ölümler de sürüp gidiyordu. Kahire’de Carnarvon Lordu’na bakan İngiliz hemşire, 1926 yılında (28 yaşında) doğum yaparken öldü. New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin temsilcisi Herbert Winlock, Mısır’a geldi. Firavun Tutankhamon’un mezarı yüzünden öldüğü sanılan insanların bir listesini yaptı. Kahire Üniversitesi’nden Dr.Izzettin Taha, yıllar sonra konuyla bilimsel olarak ilgilendi.

Arkeologların ve müzelerde çalışanların ciğerlerinde mantar hastalıkları olduğunu buldu. Eski mezarlara girmiş olanların da bu hastalıktan ölmüş olabileceğini ileri sürdü. Kısa bir süre sonra Kahire ‘den Süveyş’e giderken düz yolda kullandığı araba, karşı yönden gelen bir arabayla çarpıştı. Yapılan otopside Dr.Taha’nın çarpışmadan saniyeler önce solunum yetersizliginden öldüğü ortaya çıktı… Tutankhamon’un mezarının kalıntılarının 1972’de Londra’da ve daha sonra da Amerika’da sergilenmesinde de gizemli ölümler meydana geldi. Bunlardan en üzücü olanı, Mısır Eski eserler Bölümü Müdürü Dr.Gamaleddin Mehrez’in ölümüydü. Mehrez,bütün bu gizemli ölümlerin, kuşkusuz kişiyi tedirgin edebileceğini, ama lânete kesinlikle inanılmaması gerektiğini söylemişti.

“Bakın bana!” demisti. “Bütün yaşamım boyunca mezarlar ve mumyalarla ugrastım. Bütün bunların bir rastlantı olduğunun en büyük kanıtıyım.” Bu sözlerin üzerinden dört hafta sonra, sergilenecek.eserler Londra yolundayken, 52  yaşında öldü.

ein Bild

LANET DEVAM EDiYOR

Sergilenecek eserleri Londra’ya götüren RAF uçağının baş teknisyeni  Lansdown, bilinmeyen bir nedenle Tutankhamon’un ölüm maskesinin bulunduğu kutuyu tekmelemişti.İki yıl sonra aynı bacağı garip bir kazada kırıldı. Mürettabattan başka kişiler de beklenmedik şekilde öldüler. Başka bir olay da ,1980’de “Kral Tutankhamon’un Laneti “ adlı TV filminin çekimi sırasında ortaya çıktı.

Mısır’da çekimin birinci günü, tahıl yüklü bir araba bilinmedik bir nedenle devrildi ve filmin yıldızı Lan McShane’in bacağının 10 yerden kırılmasına neden oldu. Lan McShane’nin yerini Robin Ellis aldı, ancak başka yıldızlar, yapıma katılma teklifini reddettiler. Belki de Tutankhamon’un laneti, bir hileden ibaretti. Belki de halkın inançları, böyle bir olayı yaratmıştı. Ya da ,Tutankhamon, mezarında rahatsız edilmeden bırakılmalıydı.

16 thoughts on “Eski Misir: Tutankamon’un Laneti”

  1. Rastalantılarda var ama adam tekme attı 2 sene sonra ayagı kırıldı da nedir ya abartcaz diye ne bok yiceginizi şaştınız !

  2. çok bılıuon amk yok evde kobra yuvası varmısta bılmemne mezrla ilglınen butn kışıler ölmüş ler işte laneti .. dingill

  3. utku arkadaşım terbiyeni takın.Ve ayrıca o adamın bacağının kırılması rastlantı olabilir ama mezara giren herkesin ölmesi rastlantı olamaz.
    ve ben bütün bunları HOWARD CARTERın138. DOĞUM GÜNÜNDE YAZIYORUM

  4. 1)300 yıl boyunca havasız kalan bir yerde mutasyon geçiren virüs ve bakteriler vardır ve akçigerlerine zarar verir ve solunum eksikliği yapar ,
    2)yada mısırlar bizlerin şuanda bilimde geldiği noktadan daha ilerde oldukları için havaya o anda karışan bir madde(zehir)yapıp oradaki canlıların vücuduna etkileyip yaşamlarını kısaltıyor olabilir buna mısırlıların laneti diyebiliriz!!!

  5. kıt zeka gazetelere çıkmış herşey başka nerden bilinicek m.ö bile olan bütün olayların kaydı alınmıştır bunu dahi bilmiyomusun .

  6. Christian Jacq’in Tutahnkamon Olayı adlı kitabını okuyun o zaman görürsünüz doğa üstü olayların tamamen uydurma olduğunu ki lanetin olduğunu Howard Carter’i kaçırmaya çalışanlar uyduruyor gerçekte, çünkü kazılardan hiçbir eserin çalınmasına izin vermiyor ve halkın ziyaretini de istemiyor bu yüzden sürekli mısır hükümeti ona baskı yapıyor, Fransız, Antik çağ eserleri müdürü de öyle. Lord araba kazası yaptığından beri hastaydı zaten ölümü olağandı. Herkesteki bu komplo teorisi üretme azmi başka bir şey için olsaydı keşke…

  7. Öncelikle kimse bilip bilmeden konuşmasın..Araştırmacılarda işlerini iyi yapsalarmış bu ölümlerin ardındaki sır perdesini açığa çıkarırlardı..Öncelikle:

    1.Ölen kişilerin herhangi bir hammaddeye alerjisi varmıydı..?..Ve herhangi bir hastalıkları varmıydı..?..?

    Bu sorunun cevabları bulunması lazım..

    Ve benım kendi düşünceme göre Eski mısırlılar ölüleri mumyalarken bir çok alet edabat kullanıyorlardı..

    Ve cesetler kokmasın diye herhangi bir hammadde kullanıyor olabilirler..Diyelimki bir hammadde kullanıyorlardı..Bu hammaddenin etkisi muhtelemen ceset çürüyene kadar kalır..

    Ceset çürüyüncede o hammadde odaya yayılır ve cıkmaz..Niye cıkmaz derseniz 3000 yıldan beri kapalı kalmış mezar..O da 3000 yıldan beri açılmadığına göre içeriye hava girmediği için yayıldı sayalım hammaddeyi..eeee 3000 Yıldan sonra mezarı açıpta içeri girip solunum yaparsa hammaddeyi solumuş olur..Bunu hissetmeyebilir neden derseniz eski mısırlılar bunlar 🙂 Her şeye bi çare bulurlar 🙂

    Ee ondan sonrada O hammaddeyi soluyan ölür..

    Daha sonra Kobra Kuşu yemiş yazıyordu yukarda..Bunuda herhangi biri yapmıştır..Muhtemelen mezara girilmesini istemiyordur yapan kişi..

    ŞUNU ANLAYIN ARKADAŞLAR…LANET DİYE BİR ŞEY YOKTUR… BU LANET HİKAYELERİ ESKİ MISIRLILAR TARAFINDAN UYDURULAN SAÇMA SAPAN HİKAYELERDİR..

    AMA SIRF İNAT OLSUN DİYE ALLAH İZİN VERİRSE ARKEOLOG OLUCAM GİDİCEM MEZARA DOKUNACAM SOLUYACAM HER ŞEYİ YAPACAM..ALLAH’A ŞÜKÜR Bİ HASTALIĞIM YOK..GÖRÜRSÜNÜZ 🙂

    SİZE Bİ TAVSİYE:EĞER LANETİ GÖRÜPTE DOKUNURSANIZ LANET DERSİNİZ 🙂

  8. hepsi bi yana o hiyeroglif yazılar çok ilgi çekici tutankamanun mezarı üzerindeki yazılarda epeyce dikkat çekiyo bence özellikle mezarın rahatsız edilmemesi uyarılmış herşeyden önce bu adamlar zaten çok akıllıca davranıyorlarmış bunun bi lanetle alakası yok bence ama açıkçası mezarın bulunmasından sonraki ardarda gelen ölüm olayları beni de şaşırtmadı değil..lanet varmı yok mu bilmem ama bildiğim tek şey çok akıllı olmaları en yakın örneği piramitler:)

Leave a Reply to Misafir Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.