Üçgen şeklindeki UFO’lar ve Piramitler

Selamlar,

Ucgen seklındekı ufo’lara pek alısık degılız. Genelde Ufo’ların disk seklinde oldugu, bu tip ufoların ardından da kure, silindir seklindeki ufoların zaman zaman karsımıza cıktıgını bılıyoruz. Insan ister istemez ufonun geometrik seklinden dolayı pıramıtlerle bagdastırıyor. Isın acıkcası stargate filimini seyrettikten sonra acaba mı dedim ? neden olmasın ? Soyle dusunun hayatında teknolojının t si ile tanısmamıs ilkel bir suru kabile var. Bır gun boyle bır kabılenın ustunden rotasını degıstırmıs bır ucak gecmıs. Kabıle fertlerı merakla, saskınlık ıcınde ucagı seyretmeye baslamıslar. Hemen aralarında ucaga kendılerınce buldukları, dıllerının dondugu, kulturlerının yettıgı kadar ısım bulmaya calısmıslar. Kımısı ” gurultulu kus ” demıs kımısı ” buyuk demır kus ” demıs kımısıde hepsını bırlestırerek ” gurultulu buyuk demır kus  ısımlerını takmıslar. Ama en ıyı yaptıkları sey neymıs bılıyormusunuz ? ucagı resmetmek olmus. Taslara, kayalara, agaclara ucagı resmetmısler. Eski Magra resimlerindede bu orneklere rastlayabılırız. Tabıkı su noktayı es gecmemek lazım. Eskı mısır uygarlıgının ortaya sunmus oldugum tablo kadar vahim bır durumda oldugunu belırtmek degıldı amacım. Eskı mısırlılar kendılerıne has kulturlerı, yasamları olan bır uygarlık. Eskı kabılelerden farkları neydı ? Ucgen seklındekı ufoların sayesındemı gunumuzdede hayranlıkla baktıgımız yapıların ortaya cıkmasına neden oldu ? Pekı ya tanrıları ? Onlarda uzaylı olabılırmıydı ? Ustun bılgı bırıkımı, teknolojılerı, yeteneklerı vasıfları ıle adlandırdıkları varlıklara tanrı demelerı cok yadırganacak bır durum degıl. Belkı rahıplerı, kralları, kralıcelerı uyusturucuyu cekıp cekıp hayallerınde resmettıklerı varlıklara tanrı demeye, halklarınada bunları zaman ıcınde lanse etmeye basladılar. Bunların hepsı benım ıcın varsayım. Kesın bu boyledır demek dogru degıl. Sunmus oldugum senaryolardan ilkinin gercek olma olasılıgının bu uygarlıgın sahip oldugu yuksek astronomı, matematık ve mımarı bilgısınden oturu daha yuksek oldugunu belırtmem sanırım yanlıs olmaz. Mısır uygarlıgına geldıler, zıyaret ettıler. Cesıtlı bılgıler aktardılar, derin izler bıraktılar ve gıttıler. İlk sundugum varsayımın benım ıcın neden daha kabul edilebılır oldugunu asagıdakı gerceklerle acıklamaya calısacagım. Hemde bilgilerimizi tazelemıs oluruz.

Büyük Piramid’in Mısır kübit’ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator’da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa ‘kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416’yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428’den çok daha gerçektir)

Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. ilk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da, 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor’dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.

Binlerce yil önce yapilan piramitlerde bugün bile hala binlerce sir yatmaktadir.O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramini bilmiyorlardi.Ve bütün bunlari göz karariyla yapmalarida imkansiz.Bugün bile çok düzenli bir sekilde yapilan gökdelenlerde çok hafif bir sapma sözkonusu olabiliyor.Peki o zamanlar bunlari yapan insanlar ölçüm için ne kullandilar.Saniye mi?Arsin birimi mi?Misir endazesi mi?Bilemiyoruz.Şimdi bu piramitlerde, özellikle Gize bölgesindeki büyük piramitin çesitli oranlarda ölçümlerine bir bakalim.Bunlarin hepsi bir rastlanti mi?Olabilir.Ama bu kadar çok rastlantida insani düsündürüyor!

Piramitlerin Gizemi

Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.

Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)

Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.

Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.

Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.

Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur

Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.

Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pitagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3:4:5′dir.

Büyük Piramitin tabininin yüzeyi,anitin yarisinin iki katina bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.

Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin karesine esittir.

Büyük Piramit,dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.

Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.

Piramit dev bir günes saatidir.Ekim ortasiyla Mart basi arasinda düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yilin uzunlugunu gösterirler.Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin tas levhalar üstinde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlissiz olarak saptanabiliyordu.

Büyük Piramit’le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.

Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.

Gizde’den geçen boylam,dünyanin denizleriyle anakaralarini iki esit parçaya böler.Bu boylam ayrica,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluguna ölçümünde dogal sifir noktasini olusturur.

Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu,çevresi ekvatorun uzunlugunu temsil eder.Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.

Gize piramitleri tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte. Bunlar; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.

Kefren Piramidi Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte ve Mısır’da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur. Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır.
Keops’un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip.

Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte.

Gize piramitlerinden İçi ziyaret edilebilen tek piramit olan Kefren piramidinin mezar odası.
Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km)

Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.

62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış.

Piramitler hala yapımları esnasında ki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır..

Tek kelimeyle muhtesem degil mi ?

Ahmose

Ahmose

I. Ahmose, Yeni krallık döneminin ilk firavunudur. 18.hanedanı kurarak yeni bir dönem başlatmıştır. I. Ahmose, ülkeyi Hiksoslar’ın istilasından kurtarmıştır. Yaklaşık 500 yıl boyunca süren Yeni Krallık Döneminin 3 hanedanının hüküm sürdüğü bu uzun dönem, “Yeniden Kuruluş”, “Amarna” ve “Ramsesler” olarak üçe ayrılır. I. Ahmosis, Mısır’ın kurtarıcısı olarak görülür.[1]

Ahmose (English)

Sometimes just when things look their worst, someone comes along that can turn things around. Ahmose was such a person. There have been many pharaohs in Egypt’s long history but Ahmose was one of the most important ones. There is much disagreement as to the exact time that Ahmose became the pharaoh of Egypt but most think that is was around 1550 BC. The country was in terrible shape. In the north were the Hyksos who occupied that area and one of them had declared himself the pharaoh of Egypt. In the south the Nubians were becoming a huge threat. Ahmose was the son of Seqenenre Taa I. Seqenenre and his army tried to expel the enemies of Egypt but instead of accomplishing this, they were defeated and most died including Ahmose’s father. In some texts it is said that Seqenenre Taa II was the father of Ahmose.

Kamose was the brother of Ahmose and the pharaoh. One of his men intercepted a message from the Hyksos to the Nubians. It asked for an alliance to trap the Egyptians in the middle. Infuriated Kamose attacked the Hyksos and conquered the first town but died before he could go any further. It was believed that Ahmose was only a boy at the the time. Kamose was the last king of the 17th Dynasty. Ahmose now became pharaoh and it was thought that he was only 10 years old. So here was the problem, Ahmose was now pharaoh but the country was falling apart.

But the days were numbered for the Hyksos. It took ten years, but Ahmose had now grown up and he never forgot what had happened to his father and brother. He attacked the Hyksos and defeated them. The victory was not quick and some sieges are said to have lasted for years. The siege of the Palestinian Fortress of Sharuhen was said to have taken the six years but it was the decisive battle that broke the back of the Hyksos. This had the effect of uniting Egypt. Ahmose was far from finished. He never forgot that the reason his brother had attacked the Hyksos was not only because of their father’s death but also because they were going to join forces with the Nubians to defeat Egypt. He took his army to Nubia and defeated them next. Now he owned the famous Nubian gold mines which increased Egypt’s riches. While in Nubia history states that the Hyksos again tried to rebel, but it is thought that the mother of Ahmose was left in charge and she put down the insurrection. This part of history is a little hazy. I guess this can be expected when we are talking about events that happened over 3,500 years ago. Egypt’s borders had now been stretched deep into Nubia in the south and way beyond the Sinai desert in the north east. The new Egyptian empire was beginning and so was the dawn of Egypt’s golden age.[2]

Ahmose is an Ancient Egyptian name meaning “The Moon is born” or “Child of the Moon”. It was a very popular name in the beginning of the eighteenth dynasty.

This name may refer to;

Pharaohs

  1. Ahmose I, a pharaoh of ancient Egypt and founder of the Eighteenth dynasty
  2. Amasis (also known as Ahmose II), a pharaoh of the Twenty Sixth dynasty

Queens

  1. Ahmose-Henuttamehu, a queen of the 17th dynasty
  2. Ahmose Inhapy, a queen of the 17th dynasty
  3. Ahmose Nefertari, a queen of the 18th dynasty
  4. Ahmose Meritamon, a queen of the 18th dynasty
  5. Ahmose-Sitkamose, a queen of the 17th dynasty
  6. Queen Ahmose, a queen of the 18th dynasty, mother of Pharaoh Hatshepsut

Other royalty

  1. Ahmose, a son of Tao II the Brave; possibly identical with Pharaoh Ahmose I, though his only known statue (today in the Louvre) seems to be a funerary statue
  2. Ahmose (18th dynasty), a prince of the 18th dynasty
  3. Ahmose (princess), a princess of the 17th dynasty
  4. Ahmose-ankh, son of Ahmose I and Ahmose-Nefertari; shown on a Karnak stela with his parents (now in the Luxor Museum)
  5. Ahmose-Henutemipet, a princess of the 17th dynasty
  6. Ahmose-Meritamon (17th dynasty), a princess of the 17th dynasty
  7. Ahmose-Nebetta, a princess of the 17th dynasty, probably a daughter of Tao II the Brave
  8. Ahmose-Sipair, a prince of the 18th dynasty
  9. Ahmose-Sitamun, a princess of the 18th dynasty
  10. Ahmose-Tumerisy, a princess of the 17th dynasty
  11. Ahmose (26th dynasty), prince and general (26th dynasty)

Officials

Ahmose, also known as Ahmes, a scribe of the Second Intermediate Period who copied the Rhind Mathematical Papyrus.
* Ahmose, son of Ebana, an admiral who served in the Seventeenth and Eighteenth dynasties
* Ahmose Pen-Nekhebet, official who served under Ahmose I and his successors [3]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Ahmose
[2] aboutfacts.net/People53.htm
[3] en.wikipedia.org/wiki/Ahmose

Abydos: Eski Mısır’ın Öte Dünyaya Açılan Gizemli Kapıları

Abydos: Eski Mısır'ın Öte Dünyaya Açılan Gizemli Kapıları

Abydos: Eski Mısır’ın Öte Dünyaya Açılan Gizemli Kapıları Continue reading Abydos: Eski Mısır’ın Öte Dünyaya Açılan Gizemli Kapıları

55 Numaralı Mezarın Sırrı

55 Numaralı Mezarın Sırrı, Akheneton, Egypt

55 Numaralı Mezarın Sırrı

Zaman: M.Ö. yaklaşık 1335-1322
Mekân: Amama ve Thebes, Mısır

“Tabutun sahibinin kimliğinin, sonunda bir sürpriz olacağına inanıyorum.” GASTON MASPERO, 1907

Amerikalı Theodore M. Davis’in Thebes’teki Krallar Vadisi’nde yaptığı kazılarda 1907 Ocak ayında bir mezar bulundu. Burası Mısır’daki mezarların çoğu gibi karışık ve hasarlıydı; ama bu kez bunun nedeni mezar soyguncuları değil, anlaşıldığı kadarıyla eski çağlardaki resmî faaliyetlerin sonucuydu. Mezarı o hale neyin getirdiği sorusu, Mısırbilimciler’i yaklaşık yüz yıldır meşgul etmiştir ve günümüzde bile en az araştırmacı sayısı kadar da “çözüm” vardır.

Resmi numarası KV55 (Krallar Vadisi 55) olan mezar; bir merdiven, bir koridor ve bir tek odadan oluşmaktadır. Mezarın çevresinde dağınık duran pek çok eşya vardır. Bunlardan en büyüğü, aslında III. Amenophis’in karılarından biri olan Kraliçe Tiye’nin lahdinin çevresi için oğlu Akhenaton (M.Ö. 1353-1335) tarafından yaptırılmış olan türbenin sökülmüş parçalarıdır.

Akhenaton, Mısır’ın geleneksel dinini kaldırıp yerine Aton olarak bilinen bir tek güneş tanrısına tapınmayı getirdiği için “sapkın firavun” olarak bilinir. Odanın çevresine dört koruyucu tılsım (“sihirli tuğla”) yerleştirilmiştir ve bunların birinde de firavunun adı yazılıdır. Odanın kuzey duvarındaki bir nişte, kapaklı dört küp Akhenaton‘un küçük eşi Kiye’nın iç organlarının saklanması için konulmuş ama üzerlerindeki yazılar silinmiştir. Mezarın döşemesi üzerinde bulunan kil mühür izlerinde Akhenaton‘un halefi Tutankhamon‘un (M.Ö. 1333-1323) adı yazılıdır.

(Solda) Yüz, Tutankhamon‘un tabutlarından ikincisine çok benzemektedir. Kartuşların çıkartılıp yenilerinin takılmasından bunun Tutankhamon‘dan başka bir kral için yapıldığı bilinmektedir. (Sağda) Tabut özellikle tanınmaz hale getirilmiş, yüzü ve üzerindeki bütün adlar silinmiş.

Esrarengiz Mumya

Mezardaki en önemli şey Kiya için yapılmış ama bir kral için değiştirilmiş olan tabuttur. Ancak bu kralın adı, her geçtiği yerde silinmiş ve tabutun altın yüz maskesi çıkartılmıştır. Tapınak da benzer biçimde hasar görmüş, Akhenaton‘un resimleri ve adları çıkarılmıştır. Tabutun içinde rutubet yüzünden çok kötü hasar görmüş bir mumya vardı.

Tabutu ilk inceleyen bilim adamları, çökmüş kasıkları nedeniyle bunun bir kadın cesedi olduğunu ilan ettiler, Davis de bunun üzerine mezarı “Kraliçe Tiye’nin Mezarı” olarak adlandırdı. Ancak bu adı taşıyan kitabı çıktığında, daha ayrıntılı bir inceleme sonunda cesedin bir erkeğe ait olduğu anlaşılmıştı. Evrensel kanıya göre bu Akhenaton‘un mumyasıydı. Ölümünden sonra anısı lanetlendiği için tabuttaki ve tapmaktaki adlan silinmiştir.

Ancak başka araştırmacılar ise, mumyanın Akhenaton‘un son yıllarında kendisiyle birlikte hüküm süren ve ölümünden sonra “sapkın firavun” gibi hakarete uğrayan Smenhkare olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu kişi ile, aynı dönemde ortaya çıkmış Neferneferuaten adlı bir diğerinin kimlikleri konusunda büyük tartışmalar olmuştur. Kanıtlara getirilecek en iyi yorum, ikisinin de aynı kişi olduğu ve üç yıllık ortak hükümdarlığı sırasında adını değiştirdiği olacaktır.

1922’de Tutankhamon‘un mezarının bulunmasıyla çok önemli ek kanıtlar elde edilmiştir. Tutankhamon‘un mumyası, onunla KV55’ in yakın akraba olduklarını -ya kardeş ya baba oğul- ortaya çıkarmıştır, ikincisi, mezarda özgün olarak Smenhkare için yapılan ama hiç kullanılmamış çok sayıda nesne vardı: Özellikle Smenhkare’nin iç organları için dört minyatür tabut ve tam boy tabutlarından biri.

Hepsinin üzeri Tutankhamon için kullanılmak üzere yeniden yazılmışsa da, hem kral adlarının bulunduğu yerde özgün sahibinin izleri vardı hem de tabutların üstündeki yüzler Tutankhamon‘un yüzü değildi. Bütün bu nesnelerin Krallar Vadisi’nin 55 numaralı mezarında, bir zamanlar Kiya’ya ait olan malzeme ile temsil ediliyor olması, o mezarın içindekinin Smenhkare olduğuna inanan bazı araştırmacılarca önemli bulunmuştur.

Diğer araştırmacılarsa, mumyanın Akhenaton‘a ait olduğunu iddiaya devam etmişlerdir. Çeşitli anatomi uzmanları, 20’yle (Smenhkare’ye daha yakın) 30-40 (Akhenaton‘a yakın) arası değişen rakamlar buldukları için mumyanın ölüm yaşına ilişkin tahminler de pek yararlı olmamıştır.

Mezarın tarihine ilişkin pek çok senaryo üretilmiştir. Ortak noktaları mumyanın, artık her kimse, Akhenaton‘un inşa ettirdiği Thebes’in 300 kilometre kuzeyindeki yeni başkent Tel el-Amarna’da gömülmüş, sonra kentin terk edilmesinin ardından çıkartılıp KV55’e taşınmış olduğudur.

KV55’in bu krokisinde malzemelerin mezar içinde dağınık bir halde atıldığı ve çoğunun aşağı inen koridoru tıkayan molozların üzerinde yattığı görülüyor.

İki Çözüm

Tutankhamon‘un hükümdarlığının yarısına doğru Amarna başkentlikten çıkarılmış ve onun ölümünden sonra da terk edilmişti. Böylece KV55’in kuruluşu Tutankhamon‘un hükümdarlığının ortalarıyla mührünün geçerliğini kaybetmiş olacağı gömülmesine kadar geçen zaman içinde bir noktada gerçekleşmiş olmalıdır.

Bir görüşe göre Smenhkare ve/veya Akhenaton ve onunla birlikte Amarna’da gömülmüş annesi Tiy, hükümet kenti terk eder etmez KV55’e taşınmışlardır. Mezarın içindekileri böyle hasara uğratanların ya 19. Hanedan’ın anti-Atoncu kralları ya da IX. Ramses’in memurları olduğu sanılmaktadır. Belki de firavunun yandaki mezarının inşası sırasında KV55, bir kere daha keşfedilmiştir.

Bu senaryoya göre Tiye’nin cesedi çıkartılıp başka bir yere gömülmüş ve türbesinin bir kısmı tek açık giriş koridoruna takılıp sıkışınca orada bırakılmıştır. Bir mumya daha çıkarılmış ve kalanının kimliğini gösteren işaretler de silinmiş olabilir. Mezar kapatılmadan önce türbedeki Akhenaton resimleri silinmiş ve mezarın son sakini orada ebedi bir karanlığa terk edilmiştir.

Bir başka seçenek de, bu taşıma işinin Tutankhamon‘un ölümünden sonra ama gömülmesinden önce yapılmış olmasıdır. Akhenaton‘un anıtlarının daha Tutankhamon‘un yaşadığı sıralarda imhasına başlandığı artık açıkça anlaşılmaktadır. Tahtta Akhenaton‘un oğlunun bulunması gerici güçleri frenlemiş olmalıdır. Ancak Tutankhamon‘un ölümüyle bu baskı yok olmuş olacaktır.

Bu senaryoya göre KV55’teki ceset daha ilk baştan adsız olarak bu yeni mezarına yerleştirilmiştir. Sonra gerçekleşen dağınıklık da IX. Ramses’in ekonomik sıkıntılarla geçen iktidarında mezarın yeniden keşfedilmiş olmasının sonucudur. Altın peşinde olan memurlar altın eşyayı oradan çıkarmak istemişler, sonra türbenin bir kısmının giriş geçidini tıkamasıyla girişimleri yarıda kalmıştır.

(Solda) KV55 odasının, bulunduğu zamanki durumu. Sol kısımda, türbenin bazı panoları duvara yaslanmış durumda görünüyor. Onların ilerisinde de tabut var. Duvardaki nişte kapaklı küpler duruyor. (Sağda) KV55’teki kapaklı küpler Kiya için yapılmıştı. Bunların yazıları iki aşamada kaldırılmıştır. Önce Kiye’nın adı ve unvanları, sonra da Akhenaton ile Aton’unkiler silinmiştir.

Bir Çözüm mü?

Mumyanın Akhenaton‘a ya da Smenhkare’ye ait olması durumunda her iki temel senaryo a uygulanabilir ama geriye iki temel soru kalmaktadır: Bir kral neden bir kadının gayet süslü bir biçimde değiştirilmiş tabutuna konulmuştur ve kendi tabutu ne olmuştur?

Yapılan değişiklikler tabutun yazılarının Atoncu metinlerini değiştirmemiştir, bu da tabutun bir firavunun gömülmesi için Akhenaton‘un iktidarında hazırlandığını göstermektedir. Akhenaton ölümünden çok önce tamamlanmış bir dizi tabuta sahip olmalıydı ve tunlar da mutlaka kendisi için kullanılmıştır. Ancak daha önce de gördüğümüz gibi, Smenhkare kendisi için en azından bir tabut ha-zırlatmışsa da bunun içinde gömülmemiş, onun tabutu genç kral Tutankhamon için kullanılmıştır.

Smenhkare daha sonra Neferneferuaten adını almışsa da, koyu bir Atoncu değildi. Cenaze levâzımâtı tümüyle gelenekseldi ve tapınağında geleneksel tanrıların başı olan Amon’a tapılırdı. Ancak onun, Atoncu devrimin başı olan babası Akhenaton daha yaşarken öldüğü anlaşılmaktadır.

Akhenaton‘un Aton dışında tanrılara karşı hoşgörüsüzlüğü -ki, çoktanrılı anıtları imha etmesinde görülmektedir- göz önüne alındığında Smenhkare’nin kendisi için hazırladığı geleneksel malzemeyle gömülmesine izin vermemiş olması mümkündür.

Eğer bu böyle olmuşsa, o zaman mumya ve iç organları için farklı kaplar gerekecekti. O zaman da bir zamanlar Kiya’ya ait olan “dini açıdan doğru” malzeme genç kral için değiştirilmiş ve cenazesinde kullanılmıştır. Cesedi Amarna’da Kraliçe Tiye’nin türbesine yakın bir mezara konulmuştur. Mumya son olarak da buradan Krallar Vadisi’ne taşınmıştır.

Şu anda Kahire Müzesi’nde yalnızca KV55 tabutunun kapağı bulunmaktadır. Alt kısmının çürümüş kalıntılarında olması gereken altınlarının, Birinci Dünya Savaşı sırasında müzeden çalındığı anlaşılmaktadır. Bu altınlar, daha sonra Almanya’da ortaya çıkmıştır. Doğrulanmamış haberlere göre burada Smenhkare’nin sağlam bir kartuşu da bulunmaktadır. Sorunun bu yanının, tabutun altı sonunda gerçek sahibi olan Kahire Müzesi’ne iade edildiğinde çözümlenmiş olacağı umulmaktadır.

Mısır deyince ilk akla gelen kadın adlarından olan Nefertiti de Akhenaton‘un karısıydı. Akhenaton başşehri Tel el-Amarna’ya taşıdığında, Nefertiti de altı kızıyla birlikte oraya taşınmış ve kocası gibi yalnızca yeni tanrı Aton’a tapınmaya başlamıştı.

KV55 mezar odası. Kapağı çıkarılmış tabut odanın bir ucunda, türbenin panoları sol duvara yaslanmış ve yere atılmış.

(Solda) KV55’teki kafatasının nemes başlığıyla tamamlanmış biçimi. (Sağda) Sağda KV55’in içindeki kimliği belirsiz kafatası.

Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

Eski Mısır, Old Egypt, Ancient Egypt Continue reading Eski (Antik) Mısır Medeniyeti