Büyük İskender

Alexander III, İskender (BÜYÜK) ya da MAKEDONYALI İSKENDER olarak da bilinir (d. İÖ 356, Pella, Makedonya – ö. İÖ 13 Haziran 323, Babil), İÖ 336-323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük komutanlardan biri.

Makedonya Cumhuriyeti Balkan Yarımadasında yer alan bir devlet. Güneyinde Yunanistan, doğusunda Bulgaristan, batısında Arnavutluk, kuzeyinde ise Sırbistan-Karadağ’ın yer alır. Başkenti Üsküp olan ülkenin Yüzölçümü 25.713 km2, nüfusu 4.760.000, resmi dili Makedonca ve para birimi Makedonya Dinarı’dır.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Pers İmparatorluğu”nu yıkarak

Doğu yaylalarında yeni bir fatih, Pers Kralı Kyros (İ.Ö. 559-530 arasında yönetti) belirdi ve yarım yüzyıldan daha kısa bir süre içinde, hemen tüm Ortadoğu’yu egemenliği altında birleştirdi. Ardılları Kambyses (İ.Ö. 530-521 arasında yönetti) ve Darius (İ.Ö. 521-486 arasında yönetti) Mısır’ı ve Kuzeybatı Hindistan’ı, Pers İmparatorluğuna kattılar. Persler, yaşamsal önem taşıyan bozkıra bakan sınırlarını, buralardaki at yetiştiren göçebe kabileleri daha uzak otlaklardan gelecek akınları durdurmak
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Yunanistan

”dan

Yunanistan Cumhuriyeti Balkan Yarımadasının güneyinde, kuzeyden Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan, Doğudan Türkiye, güneydoğudan Ege Denizi, güneyden Akdeniz ve batıdan Adriyatik Denizi ile çevrili ülke. Başkenti Atina olan ülkenin nüfusu 10.665.989 kişidir. Resmi dili Yunanca, dini Hıristiyanlık (İslamiyet, Batı Trakya) ve para birimi Euro’dur.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Hindistan”a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuş,

Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci, nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devlet. Kuzeyinde Keşmir ve Çin, kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan, doğusunda Bangladeş ve Birmanya, güneydoğusunda Seylan, güneyinde Hint Okyanusu, kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan yarımadası, ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup, kuzey-güney uzunluğu 3200 km, batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Eski Yunan uygarlığının Doğu”ya yayılmasında etkili olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüştür.

Gençliği ve tahta geçişi

II. Philippos ile Epeiros (Epir) kralı Neoptolemos”un kızı Olympias”ın oğlu olan İskender, 13-16 yaşlarında

Eski Yunan terimi, Yunanca “Helias”tan dolayı “Helenler” de denen, Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.

Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar, tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler, sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek, ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur, evcil hayvanlarla birarada yatarlardı
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Aristoteles”ten aldığı derslerin etkisiyle

Aristoteles MÖ 384 – MÖ 7 Mart 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlı filozof ve bilim adamı. Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çok etkileyen en önemli iki kişiden biri olarak düşünülür.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

felsefe

,

Felsefe, varlık, anlam ve öz sorunlarının eleştirel bir yaklaşımla araştırılmasına ve varılan sonuçların sistemli bir biçimde ortaya konmasına yönelik düşünsel etkinlik. Yokluğa karşıt olarak var olan şey. Oluşa karşıt bir şey olarak, değişmeden aynı kalan gerçeklik. Boşluğa karşıt bir şey olarak, mekanda bir yer işgal eden kalıcı gerçeklik.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

tıp ve

Tıp, sağlık bilimleri dalı. İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

bilime ilgi duydu. Babası II. Philippos”un

Bilim (Os. İlim, Mâlumât,. Vukûf, Mârifet, İlmî müdevven, Fen; Fr., İng. Science, Al. Wissen, Wissenschaft; İt. Scienza) Yöntemli bilgi… Önceleri bilgi terimiyle eşanlamda kullanılan bilim terimi, günümüzde olayların yasalarını bulmak amacını güden araştırmaları dile getirmektedir. Bilim, yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Bu yüzden de idealizmle bağdaşamaz, çünkü idealist bilgi pratikle doğrulanamaz.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Byzantion

”a (

İstanbul’un tarihi
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

İstanbul) saldırdığı IO 340”ta Makedonya”yı yönetti ve bir Trak kabilesini yendi, iki yıl sonra II.Philippos”un Yunanlılara karşı kazandığı Khaironeia Çarpışması”nda ordunun sol kanadına komuta etti. Babasının annesini boşaması ve bir komutanının kızıyla evlenmesi üzerine annesiyle birlikte Epeiros”a gittiyse de daha sonra babasıyla barıştı. II. Philippos”un öldürülmesinin (İÖ 336) ardından komutanlarca kral ilan edildi. Öncelikle bütün olası hasım ve rakiplerini öldürttü. Babasının sağlığında Asya seferini gerçekleştirmek üzere oluşturulan, Korinthos”taki Helen Birliği synhedrion”da (meclis) bu birliğin hegemon”u ve başkomutanı seçildi. Delphoi üzerinden Makedonya”ya dönerken İÖ 335 ilkbaharında

Trakya”ya girdi. Şipka Geçidini aşarak Triballileri (Triballoi) ezdikten sonra

Balkan yarımadasının doğusundaki bölgeye verilen isim. Trakya güney Avrupa’da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye’nin Avrupa yakasını içeren tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüzölçümü 133,080 km² olan bu bölgenin üç deniz ile sınırı vardir; Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Tuna”nın öbür yakasına geçerek Getaları dağıttı. Ardından batıya dönerek Makedonya”yı istila etmiş olan Hyrialıları yendi. Bu sırada öldüğüne ilişkin söylentiler üzerine Thebai ve

Tuna nehri, Almanya’nın güneyinde Kara ormanlar bölgesinde Brege ve Brigach dağ ırmaklarının 678 m yükseklikteki Donaueschingen’de birleşmesiyle meydana gelir. Donaueschingen’den Karadeniz’e döküldüğü Sulina limanına kadar uzunluğu 2779 km’dir.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Atina”da ayaklanma patlak verdi. Bu ayaklanmanın ardında hem yeni Pers kralı III. Dareios” un mali desteği, hem de Demosthenes”in çabalan yatıyordu. Askerlerini günde 30 km gibi o çağa göre çok yüksek bir hızla ilerleterek Yunanistan”a giren İskender, tar pınaklar ve şair Pindaros”un evi dışında bütün Thebai”yi yerle bir etti. Yaklaşık 6 bin kişinin öldürüldüğü, sağ kalanların köle olarak satıldığı bu sindirme hareketi sonunda bütün Yunan devletleri Makedonya üstünlüğüne boyun eğdi. . Asya”nın fethi. Tahta çıkışından beri Pers İmparatorluğu”nu ele geçirmeyi tasarlayan Büyük İskender, II. Philippos”un kurduğu orduyu beslemek ve 500 talente ulaşan borçları ödemek için gerekli kaynakları bulma düşüncesiyle hemen sefer hazırlıklarına girişti. Kral naibi olarak yönetimi Anti-patros”a bıraktıktan sonra İÖ 334 ilkbaharında toplam 30 bin piyade ve 5 binin üzerinde süvariden oluşan ordusuyla yola çıktı. Bu ordunun içinde 14 bin Makedonyalı ve Helen Birliği”ne bağlı 7 bin asker yer alıyordu. Silah ve güç dağılımı açısından çok iyi düzenlenen orduya mühendis, mimar, bilim adamı, saray görevlisi ve tarihçiler de eşlik ediyordu.

Homeros”tan aldığı esinle önce İlion”u (

Atina, (Yunanca: Αθήνα) Yunanistan’ın başkenti ve yaklaşık 4 milyon kişilik nüfusuyla en büyük şehridir.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Troya) ziyaret ederek

Çanakkale iline bağlı Tevfikiye köyü yakınlarında bulunan ve günümüzde “Hisarlık” adıyla anılan Truva, Homeros’un İ.Ö. 9. yüzyıla ait ünlü İIyada ve Odysseia destanına konu olan önemli bir yerleşim merkezi olarak bilim aleminde yerini almıştır. Bu bağlamda Truva kazıları da, arkeolojik alandaki çalışmaların önde gelenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Avrupa ile Asya arasındaki başlıca ticaret yollarından biri üzerinde yer alan Truva, H. Schliemann tarafın
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Akhilleus”un mezarına çelenk koyan İskender, Pers ordularıyla ilk kez

Akhilleus – (Achilles) – Homeros’un İlias’i ile başka epopelerde adı geçen ünlü Yunan kahramanı Peleus ile Tethys’in oğlu idi. Tanrılar soyundan olan annesi, onu ölümsüz kılmak istedi, doğunca tılsımlı bir ateşe tuttu, fakat kocası Peleus’un ansızın gelmesi üzerine işi yarıda kaldı. Akhilleus’un kaderinde iki hayattan biri vardı: Ya kısa, fakat şan ve şeref dolu bir hayat, yahut uzun, fakat silik sönük bir yaşama. Bir rivayete göre: annesi onu (yaralanmaz) bir hale koymak için, topuğundan tutara
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

”nda karşı karşıya geldi. Bu çarpışmada elde ettiği zafer ona Batı Anadolu”nun kapılanın açtı. Yunanistan”da izlediği politikanın tersine, tiranları sürerek demokrasilerin kurulmasına ön ayak oldu. Ama kentleri fiilen kendisine bağlama yoluna gitti. Karya”daki Miletos (Milet) ve

Anadoluda Miletus şehrini kuran kahraman Apollon ile Deione’nin oğlu. Menderes nehrinin kızı Kyane ile evlendi. Kaunos ve Byblis adında iki çocuğu oldu.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Halikarnassos

(

Halikarnassos, Bodrum’un antik çağlardaki ismi.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Bodrum) kentlerinin direnişini kırarak yöneticilerini teslim olmaya zorladı.

İÖ 334-333 kışında Batı Anadolu”nun fethini tamamladıktan sonra, İÖ 333 ilkbaharında Akdeniz kıyı yolunu izleyerek

Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Perge”ye ulaştı. Söylenceye göre

Resim:Perge.jpg|thumb|Perge Harabeleri
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

Frigya”dan geçerken, Asya”ya hükmedecek kişinin çözebileceğine inanılan

Frigler, Makedonya ve Trakya bölgesinden M.Ö. 1200’lerde Anadolu’ya göç etmişlerdir. Frig Devleti ise olasılıkla M.Ö. 8.yy. da kurulmuştur.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

kesti. Gordion”dan Ankyra”ya (Ankara) yöneldi, oradan da Kapadokya ve

Anadolu’da tarihsel bir bölge. Yaklaşık sınırları kuzeyde Karadeniz, doğuda Fırat Irmağı, güneyde Toros Dağları ve batıda Tuz Gölü’dür. Çeşitli dönemlerde birçok uygarlığın egemenliğine giren Kapadokya’da bilinen en eski topluluk Samiler’dir. MÖ 2000-1200 arasında Hititler’in yönetiminde olan bölge daha sonra Lidya ve MÖ VI. yüzyılda Pers egemenliğine girdi.
Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

(Kilikiai pylai; bugün Gülek Boğazı) üzerinden güneye indi. Myriandros (bugün İskenderun yakınında) dolayında kamp kurduğunda, Pers hükümdarı III. Dareios da Pinaros Çayı (bugün Deliçay) kıyısında savaş düzeni almış bulunuyordu. Bu karşılaşmayı izleyen İssos Çarpışması (IÖ 333 sonbaharı) sonunda Dareios kesin bir yenilgiye uğradı ve ailesini savaş alanında bırakarak kaçtı.

İskender bu zaferden sonra Suriye ve Fenike”ye doğru ilerledi. Amacı Fenike kıyılarını fethederek Pers donanmasını üssüz bırakmak ve etkisizleştirmekti. Dareios” un barış önerisine karşı, kendisini Asya”nın efendisi olarak tanımasını ve koşulsuz teslim olmasını istedi. Başlangıçta Pers kentlerini kolayca ele geçirmesine karşın, Tyros (bugün Sur) önünde sert bir direnişle karşılaştı. Uyguladığı bütün kuşatma taktiklerine karşın, bu müstahkem ada kenti yedi ay boyunca başarıyla saldırılara karşı koydu. Kuşatma sürerken Dareios, ailesi için fidye olarak 10 bin talent ödemeyi ve Fırat Irmağının batısında kalan topraklan bırakmayı önerdi. Bu olayla ilgili olarak, İskenderun komutanı Parmenion”un “İskender”in yerinde olsam kabul ederdim” dediği, buna karşılık İskender”in de “Parmenion olsaydım, ben de kabul ederdim” biçiminde bir karşılık verdiği anlatılır.

Tyros şiddetli saldırılara daha fazla direne-meyeîek İÖ Temmuz 332”de düştü. İskender”in en büyük askeri başansı sayılan bu harekâta geniş çaplı bir yağma da eşlik etti. Kentin bütün erkekleri öldürüldü, kadın ve çocukları da köle olarak satıldı. Suriye”yi Parmanion”a bırakarak güneye ilerleyen İskender, Gaza”da (Gazze) iki ay süren direnişe son verdikten sonra İÖ Kasım 332”de Mısır”a girdi ve halk tarafından kurtarıcı olarak karşılandı. Memphis”te (Memfis) kutsal Apis”e kurbanlar keserek firavunların geleneksel çifte tacını giydi. Kışı Mısır”da yönetimi düzenlemekle geçirdi. Mısırlı yöneticiler atamakla birlikte, orduyu Makedonyalıların komutasında tuttu. Günümüzde iskenderiye olarak anılan Alexandreia kentini kurdurdu. Bazı kaynaklara göre Nil”in taşmasının nedenlerini araştırmak üzere bir keşif grubunu görevlendirdi. Bu arada Amon Tapınağı (Ammoneion) ve kâhininin bulunduğu Siva Vahasına sonradan çeşitli söylencelerle süslenen çetin bir yolculuk yaptı. Tanrı Zeus”un oğlu olduğuna ilişkin söylence de bu tapmakta Asya seferinin geleceği konusunda Tanrı Amon”la görüştüğü ve aldığı yanıtı kimseye söylemediği yolundaki kayıtlara dayanır. Mısır”ın fethiyle Doğu Akdeniz”de kesin denetimi sağlayan İskender, İÖ 331 ilkbaharında Tyros”a döndü. Suriye”ye Makedonyalı bir satrap atadıktan sonra Mezopotamya” ya ilerledi ve temmuzda Fırat kıyısındaki Thapsakos”a vardı. Ninive”yle Arbela (Erbil) arasındaki Gaugamela Ovasında Dareios”la yeniden karşı karşıya geldi ve onu bir kez daha yenerek kaçmaya zorladı (bak. Gaugamela Savaşı). Güneye inerek Babil”i aldı ve Mazaios adında bir Persi satrap olarak atadı. Ardından Susa”ya girdi ve Zagros Dağlarını aşarak İran içlerine yöneldi. Persepolis”te I. Kserkses”in sarayını törenle yaktı. Kserkses”in Yunanistan”da yaptıklarına karşı bir misilleme olan bu hareketle aynı zamanda “öç seferi”nin sona erdiğini gösterdi. İÖ 330 ilkbaharında Media” ya girerek başkent Ekbatana”yı aldıktan sonra, Yunanlı askerlerin geri dönmesine izin verdi.Pers topraklarını içine alan yeni bir imparatorluk kurmayı ve “Asya”nın efendisi” olmayı amaçlayan İskender, daha doğudaki toprakları ele geçirmeye yönelik yeni bir sefer başlattı. Kısa sürede yerel satraplara boyun eğdirerek Hazar kıyılarına, oradan da Afganistan içlerine ulaştı. Bu fetihler sırasında Makedonyalı ve Pers bileşimine dayalı yeni bir yönetim sistemi oluşturduğundan, eski komutanlarıyla baş-gösteren anlaşmazlıktan giderek derinleşti. Kendisine suikast girişimiyle suçladığı Parmenion”la oğlunu ortadan kaldırarak ordusunu yeni baştan düzenledi. İÖ 330-329 kışında Helmand Irmağını izleyerek kuzeye doğru iler

  • ledi. Bu sırada Baktriane satrabı Bessus”un genel bir ayaklanma başlatması üzerine, Hindukuş Dağlarını aşarak karışıklıklara son verdi. Bu harekâtı yürütürken Siriderya” ya kadar ilerledi ve burada İskitlerin sert direnişiyle karşılaştı. Başka göçebe halkların da ayaklanmasıyla büyük güçlükler çıkaran bu direnişi ancak İÖ 328 sonbaharında bastırabildi.

    Davranışlarıyla giderek bir Doğu despotuna dönüşen İskender, Pers hükümdarları gibi giyinmeye ve proskynesis (hükümdar karşısında yere kapanarak selamlama) uygulaması gibi Pers geleneklerini benimsemeye başladı. Bu arada Baktriane prenseslerinden Roksane”yle evlendi. Kendini tanrılaştırmaya giriştiyse de, Makedonyalılar ve Yunanlılarca alaya alınınca bundan vazgeçmek zorunda kaldı. Bir komploya karıştığı gerekçesiyle tarihçi Kallisthenes”i hapse attırması bilgin ve filozoflar arasındaki desteğini yitirmesine neden oldu.

    Hindistan”ın fethi

    Fethettiği ülke halklarından yeni askerler toplayarak engebeli arazide savaşma yeteneğine ..sahip yeni bir ordu oluşturan İskender, İÖ 327 yazında Hindistan üzerine yürümek amacıyla Bak-triane”den ayrıldı. Daha hafif silahlar kullanan piyade birliklerinin yanı sıra ok ve mızrak kullanan süvari birliklerinin yer aldığı bu ordunun asıl savaşçı gücü 35 bin askerden oluşuyordu. Plutarkhos”un bu ordu için yerdiği 120 bin rakamının yedek kuvvetleri, katır ve deve sürücülerini, sağlık görevlilerini, seyyar satıcıları, askerleri eğlendirmekle görevli gösteri gruplarını, kadın ve çocukları da kapsadığı sanılmaktadır. Hindukuş Dağlarını ikinci kez geçen İskender, İÖ 326 baharında İndus Irmağı yakınındaki Taksila”ya (bugün Takshaşila) girdi. Hydaspes (bugün Cihelum) ile Akesines (bugün Çhenab) ırmakları arasındaki bölgenin hükümdarı Poros”u, Hydaspes Çarpışması”nda yenilgiye uğrattı. Başarısını kutlamak üzere Aleksandreia Nikaia kentini, ayrıca burada ölen atı Boukephalos”un adını verdiği Bukephala (Boukephalia) kentini kurdu. Asya”nın doğusuna doğru yoluna devam etmek için Hyphasis (Beas) Irmağına kadar gitmesine karşın, ordusunun ayaklanmak üzere olduğunu görerek geri dönmeye karar verdi.

    Hydaspes Irmağı kıyısında 800-1.000 gemiden oluşan bir donanma kurduktan sonra bazı birlikleri karadan yürüterek İndus Ir-maj

  • ı boyunca Hint Okyanusuna kadar ilerledi. Bu arada Hydroates (Ravi) Irmağı yakınlarında Mallilerle girişilen çarpışmada ağır biçimde yaralandı. İÖ Ağustos 325”te İndus Deltasının ağzındaki Patala”ya vardı; burada bir liman ve tersane yaptırdı. Dönüş yolculuğu için ordusunun bir bölümü Ne-arkhos”un komutasındaki gemilerle İÖ Eylül 325”te denize açılırken, kendisi de kıyıyı izleyerek yiyecek sıkıntısı içinde ve çok zor koşullarda Gedrpsia”yı (bugün Belucistan) geçti.

    İmparatorluğun güçlendirilmesi

    Daha Hindistan seferine başlamadan yönetimde kanlı temizlik hareketlerini başlatan İskender, yokluğu sırasında da “bu politikayı sürdürerek satraplarından üçte birini değiştirmiş, altısını öldürtmüştü. IÖ 324 ilkbaharında Susa”ya vardığında hazine görevlisi Harpalos”un 6 bin paralı asker ve 5 bin talentle Yunanistan”a kaçtığını öğrendi (Harpalos daha sonra Girit”te öldürüldü). Makedonyalılarla Persleri kaynaştırma politikasına daha çok ağırlık verdiği bu dönemde, Dareios”un kızı Barsine”yle (Stateira olarak da bilinir) evlendi ve komutanlarıyla askerlerini de aynı yolu izlemeye özendirdi. Ama Perslerin ordu ve yönetimde giderek eşit bir konuma yükselmesi Makedonyahla-nn tepkisini çekmeye başladı. Makedonya”da askeri eğitim gören 30 bin Persli gencin dönüşü, Baktriane, Sogdiana ve Arakhosia gibi Doğu ülkelerinden gelenlerin süvari birliğine, ayrıca Pers soylularının kraliyet muhafız birliğine alınmaları bu hoşnutsuzluğu daha da artırdı. İskender”in Makedonyalı eski askerleri ülkeye geri göndermeye karar vermesi, imparatorluğun güç ve yönetim merkezini Asya”ya kaydırmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildi. 10 324”te Gpis”te çıkan ayaklanmaya kraliyet muhafızları dışında bütün ordu katıldı. Bunun üzerine iskender bütün orduyu dağıtarak Perslerden yeni bir ordu kurdu ve ayaklanmanın sona ermesinden sonra 10 bin eski askeri armağanlarla yurda gönderdi.

    Kendisine tanrısal onurlar yakıştıran ve bunu Yunan kentlerine zorla kabul ettiren İskender, İÖ 324 kışında Luristan”da yerel halka yönelik sert bir sindirme hareketine girişti. İlkbaharda Babil”e geçerek bir bölümü uzak ülkelerden gelen elçileri kabul etti. Bu arada Hindistan”la deniz bağlantısını sağlamak için Arabistan kıyılarına yönelik bir sefer için hazırlıklara başladı. Ayrıca Hazar Denizinin ötesine bir keşif birliği gönderdi. Babil”de sulama kanalları yaptırmayı ve kıyılarında yeni kentler kurmayı planladığı bir sırada, uzun bir içkili eğlencenin ardından hastalandı ve on gün sonra daha 33 yaşındayken öldü. Cenazesi önce Memphis”e, oradan İskenderiye”ye götürüldü ve burada altın bir tabuta kondu.

    <b>İskender''in İmparatorluğu</b> O zamanlar bilinen dünyanın tümü

    Resmi Buyut

    İskender”in İmparatorluğu O zamanlar bilinen dünyanın tümü

    Tahtın vârisi belirlenmemiş olduğundan, İskender”in komutanları II.” Philippos”un geri zekâlı oğlu Philippos Arrhidaios ile iskender”in ölümünden sonra Roksane”den doğan oğlu IV. İskender”i kral seçerek satraplıklan aralarında paylaştırdılar. Daha sonra iki kral da öldürüldü ve satraplıklar zamanla bağımsız krallıklara dönüştü.

    Değerlendirme

    Genç yaşta ölmesine karşın 12 yıl 8 ay süren hükümdarlık dönemine büyük çaplı seferleri sığdıran İskender”in kurduğu geniş imparatorluk temelde Perslerden kalma yönetim sistemine dayanıyordu. Bununla birlikte yerel satraplara bağlı olmayan tahsildarlardan oluşan merkezî bir vergi toplama mekanizması kurarak yeni bir mali sistemin temelini attığı bilinmektedir. Görevlilerin yolsuzlukları ve yiyiciliği nedeniyle bu sistemi iyi işletememekle birlikte, sikke çıkarma hakkım tekeline alarak ve Pers hazinelerinde birikmiş gümüş ve altını para biçiminde piyasaya sürerek bütün Önasya”da ve Akdeniz”de ticaret ve para ekonomisini geliştirdiği söylenebilir.

    Öte yandan İskender”in yeni kentler kurması (Plutarkhos bu kentlerin sayısının 70”in üzerinde olduğunu söyler) Yunan yayılmasında yeni bir dönem açtı. Askeri birer üs olarak kurulan, ama zamanla birer kültür ve ticaret merkezine dönüşen bu kentler Eski Yunan etkisinin Hindistan”a kadar yayılmasında önemli rol oynadı. Bu arada Pers-Makedonyah karışımıyla yeni bir ırk yaratma girişimi sonuçsuz kaldıysa da, Yunan kültürüne yatkın, ama Doğu”ya özgü yeni bir soylu sınıfı ortaya çıktı.

    Kendisini ve askerlerini en güç işlere yöneltmeyi başaran güçlü bir irade ve yetenekle esnek bir düşünce yapısını birleştiren İskender, koşullar gerektirdiğinde geri çekilmeyi ve değişiklikler yapmayı bilen bir kişiydi. Düş gücü ve romantizmi kendisini Herakles, Akhilleus ve Dionysos gibi kahramanlarla özdeşleştirmesine yol açacak ölçüde güçlüydü. Çabuk öfkelenme, acımasızlık ve inatçılık gibi özellikleri uzun seferlerde daha çok ortaya çıkıyordu. Güvenmediği kişileri hiç sorgulamadan öldürmekten çekinmemesine karşın, adamları onun peşinden gidiyor, ona bağlı kalıyor ve güçlüklere katlanıyordu.

    Dünyanın en büyük askeri dehaları arasında sayılan İskender, değişik kuvvetleri bir arada kullanmada ve düşmanın yeni savaş biçimlerine yeni taktiklerle karşı koymada son derece ustaydı. Yaratıcılığıyla, savaşın sonucunu belirleyecek fırsatları değerlerdir-meyi çok iyi bilirdi.

    İskender”in kısa süren hükümdarlığı, Avrupa ve Asya tarihi açısından önemli bir dönüm noktası sayılır. Seferleri ve bilimsel araştırmalara merakı, coğrafya ve doğa tarihi gibi konulardaki bilgilerin gelişmesine katkıda bulunmuş, ayrıca büyük uygarlık merkezlerinin geliştirdiği bilgi birikiminin ortak bir potada kaynaşmasına zemin hazırlamıştır. Siyasal açıdan olmasa bile, ekonomik ve kültürel açıdan Cebelitarık”tan Pen-cap”a uzanan, ticarete ve toplumsal ilişkilere açık bir imparatorluk kurduğu ve ortak sayılabilecek bir uygarlığa ve bir lingua franca{

  • ) olarak Yunan koine lehçesine dayalı yeni bir dünya yarattığı söylenebilir.
  • İlgili bilgi başlıkları

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *