Eski Misir SfenkslerK


Mısırlılar, tarihte medeni bir kavim olarak bilinmişlerdir. Mısır hükümdarlarının yazıtlarında “onarma”, “vakfetme”, “inşa etme” gibi kelimeler ağırlıktadır. Bu kavmin en önemli eserlerinden olan Piramitler ve sfenskler , ulaştıkları teknolojik seviyenin önemli göstergelerindendir. Continue reading Eski Misir SfenkslerK

Mısır Firavunları

Mısır FiravunlarEski Mısır’da, “Büyük Ev” anlamını taşıyan kelime daha sonra hükümdardan bahsetmek şeklini almıştır. Buna örnek Osmanlı idaresinden bab-ı ali (yüce kapı anlamında) olarak bahsedilmesidir. Antik Mısır medeniyetinde firavun sadece hukumdar değil aynı zamanda tanrı Horus’un yeryüzündeki imgesi ve güneş tanrı Ra’nın oğlu olarak olarak da kabul ediliyordu. Firavun olmak için anne tarafından soylu kan taşımanın daha önemli olduğuna inanılıyor: halktan kimi erkekler tam kan soylu bir kadınla evlenerek tahta çıkabilmişlerdir. Firavunların kutsal ve gizemli kabul edilen bir çok adları vardır. Bunların sonuncusunu tahta çıktıkları zaman alıyorlardı ve genellikle bu ad, o firavunun izleyeceği politikanın bir habercisi olarak görülüyordu. Mesela savaş tanrısı Mantu’nun adını kullanarak Mantuhotep (Mantu hoştur) ismini alan bir firavun askeri seferler yapacağını ilan etmiş oluyordu. Continue reading Mısır Firavunları

Sfenks

Sfenks | Mısır PiramitleriMısır’da, Giza’daki üç büyük piramidin biraz doğusunda, bilinmez bir zamandan beri bu vadiyi bekleyen, gözlerini doğuya dikmiş yarı insan, yarı aslan bir heykel var: Sfenks. Ejiptologlar, Khafre piramidini Vadi Tapınağı’na bağlayan yolun bitiminde yer alan bu gizemli ve “dilsiz” yapının, İ.Ö 2500 dolaylarında firavun Khafre tarafından yaptırıldığını düşünüyorlar. Oysa ne Giza’daki herhangi bir anıtta bunu destekler bir ifade var, ne de Mısır’ın herhangi bir yerinde. Sfenks’in yapıldığı tarih, Ejiptologlar ne derse desin, bilinmiyor.

Mısır sfenksi antik bir efsanevi yaratıktır. Gövdesi uzanan bir aslan ve kafası genellikle bir firavunun kafasının şeklini alır. Aslanlar güneş ile bağlantıları nedeniyle antik Mısırlılar tarafından kutsal hayvan sayılırlardı.

En büyük ve en ünlü olanı, Gize platosunda Nil Nehri’nin batı kıyısında bulunan Büyük Gize Sfenksi’dir. Gize Sfenksi doğuya bakar ve pençelerinin arasında bir tapınak yer alır. Aslan gövdeli, insan başlı bu Sfenksin uzunluğu 73 metre, yüksekliği 20metre yüzünün genişliği 5 metredir. Bir adıda ‘Harmakis’ olan Sfenks, doğan güneşi ve firavun için yeniden dirilişi temsil eder. Yüzünün doğuya dönük oluşu, Güneş Tanrısı RA’yı her sabah doğar doğmaz görmesi içindir. Yapıldığı zaman ön ayaklarının arasında kurban için br sunak olduğu kalıntılarda yapılan kazı çalışmalrında ortaya çıkartılmıştır. Sfenksin yüzünün firavun Kefren’e ait olduğu sanılır ve yapılış tarihini Dördüncü Hanedanlık (MÖ 2723 – 2563) dönemine denk geSfenks | Mısır Piramitleritirir. Fakat bazı alternatif teoriler sfenksin Eski Hanedanlık döneminden önce (hatta bir teoriye göre tarihöncesi) yapıldığını iddia eder. Diğer ünlü Mısır sfenksleri arasında Menfis’in kaymaktaşı sfenksi ve Karnak yakınlarında eskiden dokuz yüz adet olduğu sanılan koç kafalı sfenksler yer alır.

Antik Mısırlıların heykele ne ad verdikleri henüz bilinmiyor. Büyük Sfenks’e Arapça verilen isim, Ebu el-Hôl, “Dehşetin Babası” anlamına gelir. Yunancada Sphinx adı verilmiş olmasına rağmen heykelin kafası bir kadına değil erkeğe aittir.Ayrıca günümüzde bu sfenksin uzaylılar tarafından yapıldığı düşünülmektedir.

Kleopatra

“Sesi, istediği her titreşimi çıkarıp, istediği her dili kullanabildiği çok telli bir müzik aleti gibiydi”..

Fransız arkeolog Franck Goddio’nun verdiği bilgilerle yapılan Kleopatra resmi

Romalı ünlü tarihçi Plutarkhos, Kleopatra’yı böyle tanımlıyordu. Roma halkının bir numaralı düşmanı ilan edilen bu kadınla ilgili sıfatlar, İlkçağ’ın en büyük imparatorluğunu kuran devletin resmi sanatçılarının ağzında günümüze kadar çarpıtılarak geldi. Kimine göre, o erkek delisi bir kadındı. Kimine göre ise, beyninde her türlü entrikanın dolaştığı kötü ruhlu bir kadın. Romalı şair Horacius, Kleopatra’nın öldüğü gün “zafer flamalarının çıkartılıp, evlere asılmasını” önermişti. Aradan bin yıl geçmesine karşın, egemen kültür o denli etkin olmuştu ki, Dante bile onu “lüks ve şehvet düşkünü” olarak tanımlamıştı. Kuşkusuz, “Kleopatra miti”nde Hollywood’un payını da inkâr etmemek gerekir. Gerek Cecil B. De Mille’in 1934 yapımı “Kleopatra”, gerekse de Joseph Mankiewicz’in dev prodüksiyonu, 4 Oscar ödüllü , 1963 yapımı “Kleopatra” filmi (Liz Taylor, Richard Burton ve Rex Harrison) bu miti daha da güçlendirdi. Her iki ünlü filmde de Mısır kraliçesi, erkekleri tuzağına düşüren, entrikalar çeviren ve rakiplerini zehirle ortadan kaldırmayı hedefleyen, tutkulu ve hırslı bir kadın olarak seyirciye sunulmuştu. Continue reading Kleopatra

Herodotos

H alikarnaslı Herodotos

Bugünkü Bodrum yakınlarındaki Halikarnas’ta doğan Herodotos (M.Ö. yaklaşık 484-426), hayatı boyunca seyahatlar yaparak, gördüklerini ve duyduklarını kendisinden sonra gelenlere aktarmış olan nadir insanlardan birisidir. Cicero, onu tarihin babası diye adlandırmıştır; ancak bu adlandırma Herodotos’un ilk tarih yazarı olduğu anlamına gelmez. Musevî tarihçiler bir tarafa bırakılacak ve sadece Yunan dünyasına bakılacak olursa, görülür ki Herodotos’tan önce de birçok tarihçi yaşamıştır ve bunlardan birisi de Miletli Hekataios’tur; ancak bu tarihçiler daha çok bir olaykayıtçısıdır; oysa Yunan nesrinin ilk şaheserini yaratan Herodotos, kendisini siyasî veya askerî olayların kaydı ile sınırlandırmamış, gezdiği ve gördüğü yerleri fizikî ve beşerî açıdan da tanıtma yoluna gitmiştir. Continue reading Herodotos